Erkek, Erkeğin Kezbanı ve Türk Erkeğinin Bitmek Bilmeyen Aynalı Tahir Tripleri

Bana gelen onlarca mesajda, ask.fm’de sorulan düzinelerce soruda sürekli olarak söylenen bir şey var: “Tamam, kezbanları harika eleştiriyorsun. Ama neden erkeklerden hiç bahsetmiyorsun? Erkekler sütten çıkmış ak kaşık mı?

Burada yazıp çiziyorum ve bazı kadınlar sadece kadınları eleştirdiğimi, sadece onların kusurlu yönlerinin olabileceğini düşündüğümü düşünüyor. Oysa ki düşünce yapım elbette böyle değil. Biz bu toplumun içinde beraber yaşıyoruz. O nedenle bana göre birimiz neyse, diğeri de onun laciverti. Ama madem ki bu kadar ısrar var, zaten aklımda olan bu konuyu birazcık kaşıyalım, ne dersiniz?

Şu yaşıma kadar öyle insanlar gördüm ki etrafımda, onların sevgililerine ne kadar aptalca davrandıklarını okurken insanlığınızdan iğrenirdiniz. Burada sosyal medya hesaplarının şifresini istemekten veya arkadaşlarına karışmaktan bahsetmiyoruz… Bunlar ne ki?! Bunları herkes yapıyor! Sevgilisine saat 18:00 ile 07:00 arasında dışarı çıkmayı yasaklayan adam gördüm diyorum ben size! Sevgilisinin kıyafetlerinin fotoğraflarını tek tek inceleyip, açık bulduklarını ve beğenmediklerini giymesine izin vermeyen arkadaşlarım oldu benim! Kız arkadaşının cep telefonundan çatır çatır erkek numarası silen, Facebook’undan takır takır arkadaş silenler gördüm. Karşılığında ne mi veriliyor bunların? Biraz yalandan sevgi, biraz yalandan aşk ve silinecek bolca kız numarası, Facebook arkadaşı – ve elbette yapmayı bırakacağın diğer şeyler. Böyle sürüp duran iğrenç bir hikaye işte bunların “sevmek” dedikleri. Bu saçmalığı başlatan kim mi? Yine çoğu zaman, o iğrenç BELALIM tripleriyle, erkek.

Hangi erkek mi? Sevdiğini söyleyecek kadar cesareti olmayan, bunu yaparsa o kızın karşısında küçük düşeceğini zanneden zavallı erkek. Kadınları “Evleneceğiz” diye, “Seni Seviyorum” diye kandıran ve bu sözlerine güvenen insanların güvenini süistimal etmesiyle ego tatmini yapacak kadar ezik erkek. Parası varsa, arabasıyla adam olduğunu zanneden ve arabası servisteyse sevgilisiyle buluşacak özgüveni bile kendinde bulamayan erkek. (Bunların onlarcasını tanıdım.) Hayatta tek anladığı şey futbol, tek övünebileceği şey de tuttuğu futbol takımının başarıları olan; yatakta 5 dakika bile dayanamayıp 12 saat içinde maksimum bir posta atabilen o minik aletiyle üzerine çıktığı kızı sonradan -sırf özgürce seks yaptığı için- “Orospu!” diye, “Motor!” diye hakaret ederek yaftalamaktan çekinmeyen kişiliksiz erkek. Özür dilerim, “erkek” kelimesi tüm bu cümlelere fazla oldu; yalnızca “zavallı”, “ezik”, ve “kişiliksiz” olarak isimlendirmem gerekirdi. Çünkü bütün bunlar birer erkek davranışı olamaz… Olmamalı.

Sen, sevgili kardeşim, nasıl erkek olursun, biliyor musun?

1) Hayatındaki kıza römork* muamelesi yapmayı bıraktığın zaman. Yani onun senin peşinden gelmesi gereken bir köpek olmadığını, onun da en az senin kadar kişiliği, düşünceleri ve hayalleri olduğunu anladığında.

2) Kadınların özel hayatına saygı duyduğun zaman. Hayatındaki bir kadının arkadaşlarıyla en az senin kendi arkadaşlarınla geçirdiğin kadar rahatça ve keyifle -yani senin tarafından keyfinin içine edilmeden- VE SANA HESAP VERMEDEN zaman geçirebilmesini sağladığında.

3) Onu senin hayatından istediği zaman çıkmakta özgür bırakacak kadar özgüvenli olduğunda. Bir kadın eğer baskı gördüğü için veya etrafında erkek görmediği için seni terk etmiyorsa ya da aldatmıyorsa, bu bunları sana yapmayacağı anlamına gelmez. Bu sadece yapamadığını gösterir. Sen onu tamamen özgür bıraktığın halde o yine senden başkasıyla olmak istemiyorsa, yine seni aldatmıyorsa, yine -ona onlarca erkek yaklaştığı halde- tüm erkekleri geri çevirip yalnızca seni istiyorsa, işte o zaman o kadın gerçekten seninledir demektir. Öteki türlüsü yalnızca kendine güvenmeyen birinin gösterdiği ezikçe çabalardır. Fazlası değil.

4) Kadınların da en az senin kadar seks yapmaya hakkı olduğuna kendini inandırdığında. Sen yazları Marmaris’te Hollandalı kızlara “Do you sigara?” diye yaklaşmaya çalışırken, hayatına alacağın kızda bekaret arama saçmalığına girişirsen elbette bu toplumun bu lanet psikolojisi düzelmez. Elbette bu toplumda cinsel bastırılmışlık tavan yapar. Elbette tecavüz oranları ve cinsel tacizler artar. Elbette kız kardeşlerin akşamları dışarıya çıkmaya korkacak hale gelir ve elbette, canım arkadaşım, sevişecek kız bulamayıp günü elinde bir parça peçete ile DNS ayarlarını değiştirmeye çalışırken bulursun. Peki bunun doğrusu ne mi? İyi dinle: Bu bekaret zarı denilen şey, kız bebeklerinin fiziksel imkanları nedeniyle bizler kadar korunaklı olmayan genital bölgesini ve karın kısmını mikroplardan korumak için vardır. Bundan başka da hiçbir bir görevi yoktur. Bunun farkında ol. Eğer sen sevişebiliyorsan, o da sevişebilir. Sen bununla “övünebiliyorsan”, o da bunu yapabilir. Eğer dini sebeplerle seks (zina) yapmıyorsan, kendin gibi düşünen bir kız bulmana saygı gösteririm ancak kendin kızdan kıza atlarken, karşı cinsi evinde oturması gereken çocuk doğurucu et yığınları olarak görürsen, erkeğin “üstün” olduğunu falan zannediyorsan, sen erkek falan olamazsın. Erkek denmemeli böylesine. En azından 21. yüzyıl erkeği denmemeli… Git 1400 yılında yaşa.

Ben, kadınlar ve erkekler birbirlerine birbirlerini gerçekten sevdikleri için birbirleriyle beraber olsun istiyorum. Her önüne gelen kadını yatağa atılacak bir et parçası gibi görmeyen, onun düşüncelerine değer veren insanlar görmek istiyorum etrafımda. Yanımdaki kız biraz açık giyindiği zaman etrafta onu 7 parçaya ayırıp diş etlerine kadar yiyecek gibi bakan erkekler görmek istemiyorum. Cinselliğin bir tabu olmaktan çıktığı, toplum içinde konuşulmaz olmadığı, dünyanın en önemli şeyi haline getirilmediği bir dünya istiyorum. Ben herkes sevişsin istiyorum. Çünkü böyle bir dünyada hepimiz daha mutlu ve daha huzurlu olacağız.

O yüzden, sevgili kardeşim, hemen o elindeki Kurtlar Vadisi Soundtrack CD’sini bırak ve paltonu çıkarıp benimle gel.

Bu konuda sizin de fikirleriniz varsa ya da “Biz deyilizde sen misin lan erkek, godoş?!” diye hakaretler savurmak istiyorsanız, sebeplerinizi;

  • http://ask.fm/UsenenAdam adresinden üye olmaksızın ve anonim olarak bana gönderebilir,
  • Aşağıdan yorum olarak yazabilir,
  • Yukarıdan iletişim bölümüne girerek mesaj şeklinde bana ulaştırabilir,
  • Adam toplayıp köşede beni sıkıştırarak özür dilememi bekleyebilir,
  • “Biz adamı madam yaparız!!!” diye dağlara çıkıp bana doğru bağırarak tehditlerinizin bana ulaşmasını sağlayabilirsiniz. (Gelme garantili.)

* Römork: ~ Fr remorque bir araç tarafından çekilen diğer araç (Nişanyan Sözlük)

Küreselleşen Dünyada Türk Kadınının Bekaret Sorunsalı ve Türk Erkeğinin Dünyadaki Bakiropolitik Yeri

Liseye geçmeyi müteâkip bolca duymaya başladığımız ve üniversite hayatı boyunca da sıkça işittiğimiz, çoğu kez biz erkek milletini boynu büyük bir vaziyette mosmor t.şşaklarla eve döndüren, kızları da “aile baskısı vs. sürekli bastıran hormonlar” savaşında sivilce ve dert içinde bırakıp tumblr’larda kaslı erkek fotoğrafları paylaşan seksomanyaklara çeviren bir kelime var: Bekaret. Bu yazıda, sizin de izninizle, bu bekaret konusunu işleyip mümkünse toplumdaki bu çileye, bu kabuk tutmuş yaraya bir son vermeye çalışacağım.

Öncelikle bu “bakire”kelimesi beni çok güldürüyor… Ne demek “bakire”? Kelime anlamına hemen Nişanyan Sözlük’ten bakalım:

“● Ar bākir (erken) sözcüğünden bağımsız olarak Türkçe halk ağzında türetilmiş bir kelimedir. Bakire biçimi, aynı şekilde, Arapça dişil eki kullanılmak suretiyle Türkçede üretilmiştir.”

Yine aynı kaynağa göre en erken örneğine 1876 yılında rastlanmış ve “lugât-ı müvellede” olan bir kelime. Yani iki dilden devşirme; halk arasında çıkmış, melez, uydurma bir söz. Oradaki bir diğer referans da şu;

“● Ar bikr بكر ilk doğan evlat, genç kız → bikir

O halde bikir kelimesine gidelim;

“~ Ar bikr بكر [#bkr msd.] 1. ilk doğan evlat, genç kız veya erkek (isim), 2. yeni, taze, turfanda (sıfat) = Ar bakrبكر deve yavrusu

● Karş. İbr bəkūr, Akad bukru (ilk doğan evlat, yavru), Aram bakārā (turfanda meyve, ilk ürün). “Hymen” anlamı Türkçeye özgüdür.”

Kelimenin etimolojik köküne biraz daha inelim. Bunun için kelimenin çıktığı yer olan Ortadoğu’ya, eski zamanlara uzanmamız gerek. Linkini vereceğim kitap Sami dil ailesi (Semitik diller) konusunda çok önemli bir kaynak; İbranice kelimeleri bu aileden olan diller ile karşılaştırmalı olarak irdeleyen dev bir eser. Biz bunun içinden sadece “bkr” kelime köküne bakacağız:

bakire

Gördüğünüz gibi kelime hemen hemen pek çok dilde ilk doğan evlat, taze meyve gibi anlamlara geliyor; Arapça bikr, Aramice bakara, Akadça bukru gibi. Bir diğer anlamı da yine bununla ilişkili olarak “temizlik, masumluk, el değmemişlik”. Örneğin doğa için kullanabilirsiniz, insan eli değmemiş anlamında; ki zaten kullanıyoruz bunu. Günümüz dilinde “kızlık zarının olmayışı” anlamına gelen anlam ise yakın dönemde Arapların ve/veya Türklerin “garıyı ilhk biz sigegkh” mantığıyla zorlama şekilde uydurduğu bir kalıp.

Evet, geri kafalıların ağzına etimolojik olarak sıçtıktan sonra, sırada bunları sosyolojik olarak bombalamak var.

Sevgili kardeşim, değerli hemcinsim… Şimdi bana cevap ver; sinemada, çalılıklarda deliler gibi yiyiştiğin, her yerini kurcaladığın, hatta yeri geldiğinde oral/anal seks bile yaptığın kız senden ayrıldıktan ve topluma geri döndükten sonra “el değmemiş” olarak nitelendiriliyor da, insan gibi sevgilisiyle aşkını yaşayan kız neden “motor” oluyor, “orospu” oluyor? Eğer bu tür bir “el değmemişlik” arayışıysa sendeki, bakire olduğu için sevinçten havalara uçtuğun kız da “hiç el değmemiş” değildir heralde, ha? Yoksa gerçekten böyle mi inanıyorsun? Yirmili yaşlarında ve en az 2-3 tane sevgilisi olmuş bir kızdan ne bekliyorsun cidden? Pastanede limonata içip evlere dağılmadılar ya? Sonuçta herkes bir şeyler yaşıyor ucundan kenarından.

Demek ki bu işin sonu yok. O yüzden bence bu kafayı değiştir. Değiştir ki, şu .mına koyduğumun toplumunun psikolojisi düzelsin. Düzelsin de kurtulalım bu geri kafalılıktan; hızla artan tecavüz ve taciz oranlarından, her yanı sarmış abaza mahluklardan. Bırakalım isteyen istediğiyle sevişsin; isteyen kocasıyla, isteyen nişanlısıyla, isteyen sevgilisiyle. İsteyen de önüne gelenle. Neden bu beş dakikalık şeye bu kadar anlam yükleyip işi ciddileştiriyoruz ki? Gidip 25 sene “o günü”  beklemiş kızla evleniyorsun, kız yıllarca cinselliği o kadar çok büyütmüş oluyor ki gözünde, pat diye vajinismus oluyor. Ondan sonra ilk geceden sıkışıp kalıyorsun kızın içinde :( 

Yapma bunları işte güzel kardeşim, yapma.

Peki, bu konuda diyelim ki bana hak verir gibi oldun. Ama içinden diyorsun ki “O zaman Allah neden kızlık zarını yarattı?” 

Daha kat edecek çok yolun var; ama açıklamam gerekirse, kızlık zarının (yaratılışsal veya evrimsel, her neyse) var olma sebebi şu: Kız çocuğu daha küçük bir bebek veya çocukken, onun sadece 5-6 cm uzak olan karnı içindeki steril ortamının dış dünya mikroplarından korunması. Evet, tek sebebi bu. Eğer bu olmasaydı altlarına yapmaları bu çocuklar için büyük tehlike teşkil eder, muhtemelen de bu durumlar ölümle sonuçlanırdı.

Ha, şimdi gelelim dini sebeplere… Senin için problem din mi? O zaman sen zina yapma. Senin dini inancın kimseyi ilgilendirmez; karşına geçip seninle de dalga geçecek de değiliz. Ama gelip topluma da baskı yapma. Kimsenin günahına ve yaşantısına karışma, 18 yaşını geçmiş olan kızın ve kız kardeşin de dahil. Bırak isteyen günahını istediği gibi yaşasın. Bırak senin karın olacak kız da daha önce kendi günahını yaşamış olsun. Senin kendi tanrın insanlara günah işleme özgürlüğü vermişken ve kimseyi günah işleyince anında çarpmıyor, cezalandırmıyorken sen Allah’ının üzerinde misin ki onun yapmadığını yapıp insanlara baskı yapabiliyorsun? Ya da sen Allah’tan daha mı büyüksün ki daha amel defteri ve tövbe kapısı kapanmamış olan bir insanı “günahkâr” olarak nitelendirebiliyorsun? Toplumda günah çok mu fazla? E, daha iyi ya? Herkesin namaz kıldığı bir toplumda kılınan namaz mı daha fazla sevap getirir, yoksa kimsenin namaz kılmadığı ve günaha batmış yerde tek başına dininin gerekliliklerini yerine getiren bir adamın namazı mı? O yüzden bırak insanlar günahını yaşasın, sen kendin cenneti hak etmeye bak…

Şimdi etimolojiyi, sosyoloji, dini ve diğer her şeyi bir kenara bırakalım. Özetle dediğim şu: Bırakınız öpüşsünler, bırakınız sevişsinler.

Bu konuda söyleceklerim var veya sana soracağım sorularım var diyorsanız: http://ask.fm/UsenenAdam

Nasıl Kezban Olunur?

Kezban, kezban, kezban… Şu kelimeyi yerli yersiz kullanmasak artık? Hak eden, etmeyen herkese patır patır yapıştırır olmadık mı bu sıfatı? Tamam, hak edenlere az bile! Ama düşünün; hak etmeyenlere yazık değil mi?

Bu konuda bizim erkek milletinin kusuruna bakmayın kızlar. Bazı özgüvensiz moronlar var aramızda ve bunlar bazen beceriksizliklerini örtbas edip kendi küçük dünyalarında tekrar mutlu olabilmek için gayet düzgün hatunlara da kezban yaftası yapıştırıp egolarını tatmin edebiliyorlar. Mesela eleman kızdan numarasını istedi ve kız vermedi mi? Pat yapıştırır lafı: Kezban! Ulan belki tipin armut gibidir de kız senden hoşlanmamıştır, numarasını da o yüzden vermemiştir; olamaz mı? Belki düzgün yaklaşamadın kıza? Belki korktu? Belki telefon sapığı tipi gördü sende? Ne biliyorsun numarasını kimseye vermediğini? Unutmayın ki telefon numarası burada sadece bir örnek.

İşte bu ayrımı bitirebilmek için sözlükte çok uğraştığım kezbanların bir tanımını yapıp vatana millete bu konuda bilgilendirme hizmeti yapmak istedim. Nedir kezban? Hangi özelliklere sahiptir? Neyle beslenir? Hemen şöyle bir bakalım;

1. Kezban denilen kız tipi bana göre hayatını tamamen erkeklerin beğenilerine ve fikirlerine göre yönlendiren tiptir. Erkek “Saat 7’den sonra dışarıya çıkmayacaksın” mı dedi? Kezban bağırır, çağırır ama bu lafa iki gün sonra harfiyen uymaya başlar. Bazıları buna hemen boyun eğmez, karşılığında “o zaman sen de Tuğçe’yi Facebook’tan sileceksin” gibisinden tavizler isteyebilir ama şu kesin bir gerçek ki hepsinin birer boyun eğme eşiği vardır. Bunu giyime karışmada da görürüz, arkadaşlara karışmada da… Sana bugün selam vermeyen kız, yarın bir bakarsın Facebook’tan sana selam veriyor. Daha önceki tecrübelerini anımsar, tıklayıp profiline bakarsın. “İlişkisi yok.” Orada güzel bir aydınlanma yaşarsın. Ahah, sana da selam, gerizekalı.

2. Kezban kız “sahip olunma” içgüdüsü ile yaşar. Yanlış anlamayın, cinsel manada bir sahip olunma değildir bu. Basit bir köle – efendi durumudur sadece. Her şey çocuklukta başlar: Hayatındaki ilk erkek babasıdır ve babasının otoritesine boyun eğerek önce onun kölesi olur. Onun hiçbir lafından çıkmaz, evde ol denildiğinde “Hayır!” demez, diyemez. Böylece başlayan bir erkeklere köle olma durumu sevgilisi olduktan sonra başka bir boyuta geçerek devam eder. Sevgilisi olmadan hiçbir yere gitmez, yapışıktır artık ona. Daha da kötüsü, abartı şekilde kıskanmayı ve hayatı kısıtlamayı babasından kalan sorunlar yüzünden sevgi göstergesi olarak algılamaya başlamıştır. Böyle biriyle sevgili olursun, kıyafetine karışmazsın, “Beni kıskanmıyorsun, demek ki sevmiyorsun!” diye kavga dahi çıkarabilir. “Ben erkeklerle görüşüyorum, baaak!” diye kıytırık adamları gözünüze gözünüze sokmaya çalışır ki “onunla bir daha görüşmeyeceksin!” diye çıkışıp ona zihinsel bir orgazm yaşatabilesin. Sonra günün birinde evlenir, bu sefer kocası onun sahibi olsun ister. Toparlarsak bu duruma şöyle de diyebiliriz: kezban kız, köle olmak isteyen kızdır.

3. Kezban diye tabir edilen kız hayatını önceden belirlenmiş inanışlar ve tanımlar üzerinden yaşar. Çocukluğundan itibaren bunun beynine bazı şeylerin “nasıl olacağı” konusunda yükleme yapılmıştır. Şu lafları sağda solda çok görüp duyarsın: “Erkek dediğin x olacak”, “Kadın dediğin y yapacak.”, “Koca dediğin z diyecek”. Herkesin aynı şekilde düşündüğü bir dünyada mutlu olunamayacağını bilmez bunlar. Zamanında o küçük beynine bunların tanımları o şekilde yapılmıştır ve artık istediği öyle biridir. “Erkek dediğin takım giyer, gömleğinin kol düğmeleri 2 kilometreden görünür. Buluşmalardan önce de bir demet gül getirir!” diyen bir sevgilim olmuştu, gerisini siz düşünün artık. (Kurtlar Vadisi Irak CD’si hediye ederek ayrıldım ondan.)

4. Kezban olmanın cinsellikle doğrudan hiçbir alakası yoktur. Dolaylı alakası ise şudur; eğer bir kız dini veya başka bir sebepten ötürü seks yapmıyorsa ve bunu en baştan söyleyip insanları oyalamıyorsa, yaşantısını da buna göre düzenliyorsa bu onun ilkeli bir kız olduğu anlamına gelir. Bu durum da bu kızı kezban yapmaz. Eyvallah der, devam edeceksen ona göre takılırsın. Kezban ise seninle sabahlara kadar yiyişip seni T cetveli gibi diktikten sonra bunun devamını getirmeyen aptala denir. “Koca bulamam” diye bekaretini bozdurmadan diğer her boku yiyene denir. Ne istediğini hiçbir zaman bilmeyen zavallılara denir. Bunlar aynı zamanda cinselliği erkeğe verilen bir ödül veya ceza olarak algılarlar. İki haftadır seninle eve gelmeyen kıza pahalı ve diğerlerine kıskandırıcı bir hediye alıp herkesin ortasında verirsen o gece ödüllendirileceksin demektir. Bunun iki sevgili arasında paylaşılan ortak bir duygu veya bazen sadece basit ve anlamsız bir sıvı transferi olduğunun hiçbir zaman farkına varmazlar.

5. “Diğer kızlar” bir kezbanın her şeyi, onun hayatının nasıl şekilleneceğinin göstergesidir. Facebook’ta apar topar ilişki durumu güncellemesi yapması veya sevgilisiyle ortak hesap kullanma iğrençliğine girmesi bunun bir numaralı kanıtıdır. Evlendiği gibi yeni nüfus cüzdanınının fotoğrafını çekip Facebook’a koyması, “Bakın, ben kazandım ve siz ezikler kaybettiniz!” demektir. Basitliğin bu kadarına denebilecek hiçbir şey yok.

6. Sadece saat sorduğun kız “ay bana asılıyor” triplerine giriyorsa, o kız kezbandır. Vasat bir güzelliğe sahip olduğunun farkında olmayıp geleni geçeni reddediyor ve kendini dünyanın merkezinde zannediyorsa, o kız da kezbandır.

7. Giyim şekli, ucuz parfüm, dev küpeler, zengin koca araması vs. gibi detaylar bir kızı direk olarak kezban yapmaz. Ama sadece zengin ve okumuş bir koca bulabilmek için iyi bir üniversite kazanmaya çalışıyorsa o kız kesinlikle kezbandır. (Tıp fakültesindeki arkadaşlarımı ziyaret ettiğimde bunlardan bol bol görüyorum.) Zengin bir koca bulup ona bedeninden başka verecek hiçbir şeyi yoksa bir kızın, o kız katıksız bir kezban ve gerizekalı bir organizmadır.

Daha aklıma çok fazla şey geliyor ama şimdilik burada keseyim. Lütfen bundan sonra her önünüze gelen kıza kezban damgası yapıştırmayın, bu ayrımı iyi öğrenin ki eli yüzü düzgün kızlar toplumda daha rahat hareket edebilsinler ve kezbanlar da bunlara göre kendilerini biraz güncellemeye çalışsın. Gerçi ne kadar yapabilirler, o da ayrı mevzu.

Aşağıdan yorum yapabilirsiniz, sizin de fikirlerinizi merak ediyorum. Ask.fm’de de bu konuyu tartışabiliriz: http://ask.fm/UsenenAdam.